Meral Tamer mtamer@milliyet.com.tr
Tüm Yazıları »
|
Geçen hafta Davos’ta 4-5 gün içinde en az 20 Devlet Başkanı ve Başbakan’ı dinlemişimdir; Latin Amerika’dan, Asya’dan, Afrika’dan, Ortadoğu’dan... Kimisiyle tanışıp, ayaküstü sohbet etme imkânım da oldu. Shell, Saudi Aramco, Wal-Mart, Unilever, Sanofi, Coca Cola, Citigroup, Carrefour, PricewaterhouseCoopers gibi dünya devlerinin CEO’ları ile Harvard, MIT, Brown, Colombia üniversitelerinin başkanlarını da bu resmi geçide eklerseniz, bu yılın sonuna kadar nelerin konuşulacağı hakkında bayağı bir fikir edindim sayılır.
Türkiye’den başlayalım: Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın hayli iddialı bir hedefi var; toplam 5.5 trilyon dolarlık GSYH’sı olan Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı Gümrük Birliği benzeri tek bir ekonomik bölge haline getirmek istiyor. “Arnavutluk’tan çıkan biri vizesiz Kuveyt’e, Bahreyn’den çıkan Fas’a kadar rahatça gidebilmeli,” diyor. Türkiye de bu bölgenin doğal olarak lideri olacak.
Araplar para istiyor
Arap Dünyası, 50 yıllık bir sessizliğin ardından ilk kez yeni bir umuda uyanmış; pasif görünümden aktif bir görünüme geçmiş. Seçim kazanmış ya da kazanmaya hazırlanan liderler dahil tüm taraflar çok heyecanlı.
Davos’ta Tunus’un ve Fas’ın yeni seçim kazanmış Başbakanları Hammadi Jebali ve Abdelilah Benkirane, Mısır’da yakında yapılacak Devlet Başkanlığı seçimlerinin 2 güçlü adayı Arap Tabipler Birliği Başkanı Abdel Moneim Aboul Fotouh ve Amre Moussa, Tunus Merkez Bankası Başkanı Mustafa Kemal Nabli, Kuveyt National Bank’ın CEO’su İbrahim Dabdoub gibi önemli isimleri dinleme ve bazılarıyla da tanışma imkânım oldu. Valla durum çok karışık. Tam bir karambol yaşanıyor.
Ayaklar gökyüzünden yere
Genç kuşağın önderlik ettiği bir hareket; ama şimdi işleri yok, ekonominin çarkları dönmüyor. Demokratik seçimler yapıldı diyorlar, ama demokrasinin nasıl işleyeceği konusunda liderler dahil kimsenin herhangi bir fikri yok.
Tunus’ta 15 yıl hapis yattıktan sonra seçimleri kazanan İslamcı partinin lideri Başbakan Jebali, katılımcıların ısrarlı soruları üzerine Arap dünyasının şu andaki ruh halini şöyle özetledi: “Eskiden de hayal kurardık, şimdi de hayal kuruyoruz. Tek fark, eskiden ayaklarımız göklerdeydi; şimdi yere inmiş durumda!”
Arap bankacılar ısrarla Batı’dan para, yatırım istediler. Avrupa’nın içine düştüğü büyük borç krizinin, Arap dünyasında taşların yerinden oynadığı döneme denk gelmesinin, işleri hayli zorlaştıracağını vurguladılar. Birleşik Arap Emirlikleri’nden ve Suudi Arabistan’dan da yatırım ve maddi kaynak bekliyorlar. Ve bunların gelmemesi halinde, eski sistemleri aratacak dikta rejimlerine, radikal İslam diktatörlüklerine kolaylıkla kayılabileceği tehlikesine dikkat çekiyorlar.
Japonlar suspus
Japonya’daki büyük depremde, Fukushima nükleer santralinde meydana gelen patlamalar, ardından santralin kapatılması... Ve Japon hükümetinin nükleer santral inşaatına son verme, nükleer enerjiden alternatif enerjiye dönme kararı...
Davos’ta Japonların dev enerji şirketi Mitsubishi Corporation’un Yönetim Kurulu Başkanı Yorihiko Kojima ile tanıştım. Nükleer enerjiden vazgeçtikleri için bu yıl büyük miktarlarda enerji ithal etmek zorunda kalmışlar; dolayısıyla da 30 yıldır ilk kez dış ticaret açığı vermişler.
Enerji oturumlarını birlikte izlediğimiz Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı kasımda Japonya’ya gittiğinde eskiye oranla hayli farklı bir tabloyla karşılaşmış.
“Tokyo’da ışıklar yarı yarıya sönüktü. Ofisler çok soğuktu, çalışanlar paltoyla oturuyorlardı. Dış ticaret açığı verdikleri için çok utanıyorlar, ama onurlarına dokunduğu için de tek kelime konuşmuyorlar. Bütün ülke nasıl tek vücut olmuş, çok etkilendim.”
Sabancı’nın bu gözleminden sonra 5 gün boyunca dikkat ettim; Davos’taki Japonlarda bu yıl, kelimelerle anlatılması zor bir hüzün vardı.
Japonlar’ın 2012’den öncelikli beklentisi, tahmin edebileceğiniz gibi 30 yıldır hiç alışık olmadıkları dış ticaret açığını azaltmak, enerji ithalatının faturasını düşürmek...
(Bu konuya devam edeceğim)








Avrupa'ya oh olsun da, biz kimle ticaret yapacağız?