Meral Tamer mtamer@milliyet.com.tr
Tüm Yazıları »
|
Yer Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin 2300 kişilik büyük salonu. Sahnede şef Hakan Şensoy yönetiminde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası...
Ali Rıza Binboğa “Yarınlar biziiiiiim, yarınlar sizin, yarınlar umuuuut” diye sahneye adımını attığı anda salon alkıştan yıkılıyor. Biz seyirciler, hep bir ağızdan müthiş bir iştiyakla “Özgürlük ve barııııış; tüm insanlara, daha da mutluyuz yarınlardaaaaa!” diye haykırarak Binboğa’ya eşlik ediyoruz. Sanırsınız ki 2300 kişilik sıkı bir Kemalist grup, hep bir ağızdan 10. Yıl Marşı’nı söylüyor. O derece yani.
Hey gidi günler...
O dönemde özgürlük ve barışı yakalayacağımızdan ne kadar da emindik! Bugünün Türkiyesi’nde böyle bir şarkı bestelenebilir mi?
20 bin çocuk için...
Önceki akşam Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı TEGV’in düzenlediği “40 Yıllık Bir Akşam”da hepimiz zaman tünelinden geçip 70’li yıllara uzandık. Türk Pop Müziği’nin en sevilen şarkıları ve sesleri, birbiri ardına önümüzde resm-i geçit yaptılar. Zülfü Livaneli Leylim Ley’le, Melike Demirağ Arkadaş’la, Modern Folk Üçlüsü “Arpa ektim biçemedim, bir düş gördüm seçemedim” diye başlayan Ali Paşa Ağıtı’yla bizleri gençlik günlerimize götürdüler.
“20 bin çocuğun hayatını değiştirmek” hedefiyle düzenlenen konserde Sezen Aksu Çocuklar Yalnızdır şarkısıyla, Bülent Ortaçgil ise Benimle Oynar Mısın’la günün mana ve ehemmiyetine uygun olarak hedefi 12’den vuran 2 sanatçıydı.
Sertab Erener, Fatih Erkoç, Levent Yüksel, Mazhar-Fuat-Özkan, Nükhet Duru, Candan Erçetin ve adını sayamadığım diğerleri... Orkestra da dahil herkes, TEGV’in “Bir çocuk değişir, Türkiye değişir” kampanyasına gelir sağlamak için önceki gece gönüllüydü.
Gönüllülük yönetimi
Buradan gönüllülük meselesine geçmek istiyorum. TEGV 5 Aralık Dünya Gönüllülük Günü nedeniyle geçen hafta, gönüllülüğün enine-boyuna masaya yatırıldığı tam günlük bir toplantı düzenledi. Birleşmiş Milletler “Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu”nun Türkiye’de ilk kez dünya ile eşzamanlı açıklandığı toplantının “Yuvarlak Masa” bölümünün 20 katılımcısından
biri de bendim.
TEGV Genel Müdürü Nurdan Şahin beni Sabancı Vakfı, UNICEF, Greenpeace, UNDP, Habitat, STGM, Özel Sektör Gönüllüler Derneği, AKUT, BM Gönüllüleri, TOG, Türkiye 3. Sektör Vakfı yöneticileri gibi yıllarını bu konuya veren profesyonellerle biraraya getirmekle çok isabet etmiş. Zira gönüllülük üzerine hiç derinlemesine düşünmemiştim ve 2 saat boyunca sadece bu konuya kafa yorup, konunun uzmanları fikir alışverişinde bulununca anladım ki, gönüllüğü yönetmek başlı başına bir uzmanlık alanı. Ve bizim sivil toplum kuruluşlarımızın da en büyük eksiği bu.
5 yılda % 10 artar mı?
Yuvarlak Masa katılımcılarından yanıtlanması istenen kritik soru şuydu: “Türkiye’de gönüllü sayısı önümüzdeki 5 yılda % 10 artar mı?” Çevremde olup bitenleri, önüme gelen sosyal sorumluluk projelerini, beni gazeteden ve ekrandan tanıyan okuyucu ve izleyicilerimin sokakta yanıma gelip şu ya da bu STK’da
gönüllü çalışmak istedikleri halde bir yolunu bulamadıkları için benden yardım istediklerini düşünerek “% 10 çok küçük bir hedef. Daha fazla artar” buyurdum! Karşımda bu kadar anlı-şanlı STK yöneticisini de bulmuşken, “İnsanlar can atıyor, lütfen daha fazla ilgilenin” demeye getirdim.
Ama konuşmalar ilerledikçe anladım ki TEGV gibi 1-2 istisna hariç tutulursa STK’larda gönüllüleri yönetecek kadrolar yok. Pek çok STK zaten o kadar dar bir kadroyla çalışıyor ki...
3-4 kişilik profesyonel kadroyla 88 yere yetişmeye çalışırken, kimsenin gönüllüleri görecek gözü kalmıyor.
Hal böyle olunca da STK’lar, hem zamanlarını ve emeklerini, hem de giderek belli miktarda maddi imkânlarını sunmak isteyen gönüllülerden mahrum kalıyor. STK’larımız sağlıklı büyümek istiyorlarsa, gönüllülük yönetimi konusunu mutlaka gündemlerine almalılar diye düşünüyorum.








Kelin ilacı olsa kendi başına sürer