Geçen pazar Paris’in göbeğindeki kısa adı “Centre Pompidou” (Pompidou Merkezi), uzun adı “Centre National d’art et de Culture Georges Pompidou” (Georges Pompidou Milli Sanat ve Kültür Merkezi) olan binanın önünde bilet kuyruğundaydım.
Binaya uzun uzun baktım. “Fransızların Centre National d’art et de Culture Georges Pompidou”su var da, bizim neden “Centre National d’artet de Culture Erdoğan” (Erdoğan Ulusal Sanat ve Kültür Merkezimiz) yok diyerek dertlendim. Yanımdaki dostuma, “Sayın R. T. Erdoğan’ın yakını olsa idim, onu kolundan yakalar, Paris’e getirir, bu kuyrukta bekletirdim. Sonra da ona “Sayın Erdoğan, İstanbul’da Mecidiyeköy’deki eski Ali Sami Yen Stadı’nın arsasını TOKİ yap-satçılara verecek yerde, böyle bir sanat merkezi yapılması için değerlendirsin. Bu millet o esere seve seve sizin adınızı verir. İsminiz sadece İstanbul için değil, bütün dünya için önem taşıyacak bir eserde ebedileşir. Yaşar” derdim. Belki Sayın Erdoğan Paris’e gelirken yanına İBB Başkanı Sayın Topbaş’ı da alırdı. Ve de ortamdan etkilenir “Kadir abi... Yapalım bunun bir benzerini İstanbul’a... Şan olsun” derdi.
Centre Pompidou binası
Bu arada Sayın Erdoğan’a bilgi verirdim. “Bu binayı ünlü mimarlar İtalyan R. Piano ile İngiliz R. Rogers tasarladı. Bu tür binalar yaptırılırken âdettendir, dünyanın tanınmış mimarlarından yararlanılır. Bu binanın arsası 20 dönüm. 7 katı var. Kullanım alanı 103 bin metrekare. 1971 yılında yapımına başlandı. 1977 yılında tamamlandı. O günden bugüne 35 milyon kişi para ödeyerek bu binadaki etkinlikleri izledi. Binanın maliyeti o günkü para ile 576 milyon frank. Mimar dostum Doğan Tekeli buna benzer bir binanın İstanbul’da 200 milyon dolara inşa edilebileceğini söylüyor.
İstanbul’un göbeğindeki eski ‘Mecidiyeköy Dutluğu-Likör Fabrikasının Bahçesi’ iken üzerine Ali Sami Yen Stadı yapılan arazi 30 dönüm. Bu tür bir sanat ve kültür merkezi için biçilmiş kaftan. N’olur? Kırmayın beni... Evet deyiniz de sizi yanaklarınızdan öpeyim. Yaptırın şu binayı. Bina bitsin. Siz istemeseniz de o sanat ve kültür merkezi, Erdoğan Sanat ve Kültür Merkezi olarak anılır. Tanınır...”
Dostum beni dinledi. Dinledi... “Bana anlattıklarını neden yazmıyorsun?” dedi... İşte ben de onun için yazıyorum.
Geçen pazar Paris’te hava kapalı idi. Ahmakıslatan türü yağmur yağıyordu. Centre Pompidou‘nun önünde uzun bir giriş kuyruğu vardı. George Pompidou Fransız devlet adamlarındandır. 1969-1974 yıllarında Cumhurbaşkanlığı yaptı. Adı bu binaya verildi. Kapıdan girdik. Bu defa bilet kuyruğuna takıldık. Kişi başı 15 euro ödeyerek biletimizi aldık. Yedinci kata çıktık. Munch sergisi kuyruğunda beklemeye başladık. İnanmayan olabilir ama tam 1 saat sonra Munch sergisinin yapıldığı salona kabul edildik. Sergi salonu kalabalık olmasın diyerek, çıkan sayısı kadar insanı içeri alıyorlar.
Munch’un ‘Çığlık’ı
Norveçli ressam Edvard Munch’un (1863-1944) başyapıtlarını 2005 yılında Londra’da Royal Academy’de, 2006 yılında New York’ta, Museum of Modern Art’da izlemiştik. Paris’te çoğu bugüne kadar sergilenmemiş eserleri izleme şansına sahip olduk. Eserlerin yanında sanatçının yaşadığı dönem ve hayat hikâyesi o kadar güzel anlatılıyor ki, sergiyi gezen çok şey öğreniyor.
Centre Pampidou’da Munch’tan başka 4 sergi daha var. Bunlardan “Danser sa Vie’”de Rus sanatçı Vaslov Nijiski’nin tarihi Roma heykellerindeki figürlere dayalı bir bale gösterisi var ki, ne kadar güzel ve etkileyici olduğu anlatılamaz.
Japon sanatçı Yayoi Kusama’nın renk cümbüşü, olağan dışı yapıtları insanı büyülüyor, şaşırtıyor, kafa karıştırıyor.
Pazartesi gene kuyruğa girerek Grand Palais’te Gertrude Stein’nin (1874-1946) koleksiyonunu izledik. (Bu koleksiyoner, Woddy Allen’ın yeni filmi Paris’te Bir Gece’de oyuncu Kathy Bates’in canlandırdığı kadın). Gertrude Stein, erkek kardeşleri ile 1902 yılında ABD’den Paris’e gelmiş. Picasso, Matisse ve Cezanne gibi sanatçıları desteklemiş. Onların tablolarını almış. Kuratörler onun değişik koleksiyonlara dağılan tablolarını toplamışlar. Dönem dönem gruplandırmışlar.
Konuyu dağıtmayalım: Ne bekliyoruz? Bekliyoruz ki, bu yazıyı okuyunca Sayın R. T. Erdoğan Mecidiyeköy’deki arazide yap-satçıların konut yapmasına izin vermeyecek. Bu arazide kısa sürede dev bir “Centre Erdoğan” inşa edilecek.








Cari açık