Meral Tamer mtamer@milliyet.com.tr
Tüm Yazıları »
|
Dünya Ekonomik Forumu toplantılarının 2. gününün sonunda da fikrim değişmedi. Bu yıl en hareketli, en çok fikrin havada uçuşup taraftar aradığı bir Davos’u yaşıyoruz.
Biliyorsunuz burada aynı anda 15-20 paralel oturum birden oluyor; bu yıl başlığında BÜYÜME ya da İSTİHDAM SAĞLAMA kelimeleri bulunanların önünde, görseniz nasıl da uzun kuyruklar oluşuyor...
Buradaki canlılığı gördükten sonra şu izlenime kapıldım: Avrupa’nın borç krizinde henüz dibi görmemiş olsak da, kalkınmış ülkelerdeki durgunluk yetmiyormuş gibi yükselen pazarlardaki parlak büyüme oranlarında kısmi gerilemeler beklense de tünelin ucu görünüyor. Yeni iş alanları da açılacak, yeni tüketiciler de yaratılacak, yüksek teknolojili olmayan yepyeni ürünler de geliştirilecek. Düne kadar burnundan kıl aldırmayan uluslararası dev şirketler, KOBİ’ler ve STK’larla yeni tür işbirliklerine giderek hem üretim, hem de tüketim zincirlerinde bambaşka kitlelerle buluşacaklar.
30 trilyon $’lık büyüme
Türkiye’de geçmiş yıllarda
pek çok büyük şirkete danışmanlık hizmeti veren Bain&Company’nin Başkanı
Orit Gadiesh’in 2020 yılına ilişkin büyüme beklentilerine ben de katılıyorum. Coca Cola’nın CEO’su Muhtar Kent, Endonezya Yaratıcı Ekonomi Bakanı Mari Elka Pangestu ve Wal-Mart’ın CEO’su Doug McMillon’nun da konuşmacı oldukları “Küresel Ekonomi Nasıl Büyür?” başlıklı oturumda Gadiesh, hiç de yabana atılmayacak bir tablo çizdi:
“2010 yılında 60 trilyon dolar olan dünya GSYH’sı, 2020 yılında % 50 artarak 90 trilyon dolara çıkacak. 10 yılda gerçekleşecek 30 trilyon dolarlık bu GSYH artışının yarısını yükselen pazarlar sağlarken, diğer yarısı kalkınmış ülkelerden gelecek.
Büyüme alanları perakende, savunma, enerji, altyapı olacak. Gelişmekte olan ülkeler zaten modern altyapı sistemleri kuruyorlar; gelişmiş ülkelerin de sistemlerini hızla yenilemeleri gerekiyor. Eğitim, sağlık hizmetleri, yaşlanan zenginlere ayrıcalıklı sağlık hizmeti... Halen piyasadaki ürünlere soft inovasyon çok artacak. Mesela
65-70 yaşındaki kadınlara özel şampuanlar, parfümler... Mevcut ürünlere yapılacak inovasyon yatırımları, yeni ürün yatırımlarından 5 kat daha fazla olacak. Sadece yükselen pazarlarda değil, kalkınmış ülkelerde de 2020’ye kadar
1 milyar yeni orta sınıf tüketici, ekonomik sistemin içine girecek...”
38 milyon doktor açığı
Çin’de tam 38 milyon doktor açığı varmış. Ya dayak yememişsin ya da sayı saymasını bilmiyorsun diyeceksiniz, ama aynen öyle. Bu doktorların büyük bölümü, kalkınmış ülkelerden gidecek. Yani yükselen pazarlar büyürken, kalkınmış ülkelerde yaşayanlar için de istihdam yaratacak. Kaldı ki hâlâ para ve zenginlik Batı’da. Patentler orada üretiliyor. Her iPad satışından en büyük pay Amerika’ya gidiyor...
Benim anladığım sadece yükselen pazarlarda değil, Batı’da müthiş yeni iş imkânları var ve göreceksiniz dev şirketler, bugüne kadar ihtiyaç duymadıkları için göz ardı ettikleri yeni ortaklıların üzerine atmaca gibi atlayacaklar. Çünkü yeni tüketicilere ihtiyaç var.
Kimisi kurumsal sosyal sorumluluk, kimisi sürdürülebilir kalkınma dese de işin özü, dünya ekonomik sistemine yeni tüketiciler kazandırmak. Unilever bu amaçla küçük çiftçilere Lipton için çay ürettiriyor; Coca Cola Afrika’nın ücra köşelerinde, üzerinde küçük bir soğutucu bulunan bisikletler verdiği yoksul kadınları, Coca Cola’nın mikro dağıtıcısı yapıyor.
4.6 milyar yeni tüketici
Endonezya Yaratıcı Ekonomi Bakanı Pangestu, her gün 1000 Çinlinin orta sınıfa geçerek tüketici kimliği kazandığına dikkat çektikten sonra önümüzdeki dönemde Afrika da dahil, yaratılacak 4.6 milyarlık yeni
orta sınıfın % 66’sının Asyalı olacağını söylüyor.
Zaten Muhtar Kent’te Coca Cola’nın cirosunu 100 milyar dolardan 200 milyar dolara çıkartmak gibi akıl almaz bir hedef koyarken, dünya ekonomik sistemine yeni girecek bu orta sınıf tüketicilere güveniyor. Hal böyle olunca da, ilk duyduğunuzda akıl almaz zannettiğiniz iddialı hedef, birden ete-kemiğe bürünüyor.








Cari açık