Meral Tamer mtamer@milliyet.com.tr
Tüm Yazıları »
|
Önceki gün öğle saatlerinde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden cep telefonuma düşen acı mesajda “Cumhuriyet Gazetesi’nin İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk’u kaybettik” yazıyordu.
Ben 1974’te acemi bir çaylak olarak Cumhuriyet’e girdiğimde İlhan Abi’nin resmi titri sadece başyazarlıktı; Cumhuriyet’te çalıştığım 18 yıl boyunca da öyle kaldı. Ama bana göre Nadir Nadi’nin hayatta olduğu yıllarda bile, künyede “İmtiyaz Sahibi” yazmasa da, gazetenin asıl sahibi her zaman İlhan Selçuk’tu.
Cumhuriyet’te uzun yıllar çalışan herkes gibi benim de İlhan Abi ile pek çok anım var. Belki her yıl tekrar ettiği için olsa gerek, aklıma ilk geliveren sözleri; “Meral, seni Tüketici Köşesi için öpüyorum!”
Kulis köşemi beğenmezdi
Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümü olan 7 Mayıs’ların, İlhan Abi ile yıllarca değişmeyen merhabalaşmasıydı bu. O dönemde öyle otellerde, masraflı kutlamalar falan yok. Cumhuriyet’in daracık bahçesinden, Nadir Bey dahil hepimizin aynı yerde çalıştığı yazı işleri katına kadar açık-kapalı bütün mekânlarda mütevazı bir kutlama yapardık. İlhan Abi’nin her yıl beni öperken “Meral, seni Tüketici Köşesi için öpüyorum” diyerek kastettiği, “Ekonomi Kulisi köşeni beğenmiyorum”du.
TÜSİAD çevreleri diyebileceğim o dönemdeki iş dünyasının, kendi aralarındaki ve hükümetlerle ilişkilerinin perde arkasını yansıttığım bu köşe, baştan beri İlhan Abi’nin hiç hoşuna gitmedi. Ama Genel Yayın Yönetmenimiz Hasan Cemal’le henüz birbirlerine tahammül etme dönemlerinde oldukları için olsa gerek, beni yılda bir kez uyarmakla yetiniyordu...
Sesini yükseltmezdi
İlhan Abi ile bir diğer anım, ikimizin de panelist olduğu birkaç toplantıda bacaklarımın nasıl tir tir titrediği... Ben Türkiye’deki tüketici hareketini Cumhuriyet’te başlatmış kişi olarak oradayım. Ne söyleyeceğimi de gayet iyi biliyorum. Ama yanımda oturan İlhan Abi ise heyecandan konuşamaz hale gelir, kem-küm etmeye başlardım.
Çünkü bilirdim ki İlhan Abi sakin, sesini hiç yükseltmeden, tane tane konuşmaya başlar başlamaz, insanlar tıpkı klasik müzik konserlerinde olduğu gibi hiç çıt çıkarmadan, neredeyse nefeslerini bile tutarak, satır aralarını atlamamaya çalışarak, pür dikkat dinleyecekler ve ona hayran kalacaklar. Ve kimse benim anlattıklarımı hatırlamayacak bile...
Ülkenin geleceğiyle ilgili kaygı duyan her kesimden insanı birarada tutabilen bir düşünce adamıydı. İlk bakışta kesinlikle lider gibi görünmezdi; ama müthiş bir önderdi, liderdi.
Mücadeleden yılmadı. Ödün vermedi. Siyasi ve ekonomik baskılara karşın zor koşullarda yayınlanan bir gazetenin her sabah vitrine çıkması için didindi.
Dün Ali Sirmen, Cumhuriyet’teki köşesinde yazınca ben de hatırladım: İlhan Abi, insan yaşamının, kendi yonttuğu bir heykel olduğunu söylerdi. Kendi yaşamını bu sözlere uygun sürdürdü.
Ben meslek hayatımın en güzel 18 yılını Cumhuriyet’te geçirdim. Bunda İlhan Abi’nin dik duruşunun ve görünmez liderliğinin de payı oldu.
Cumhuriyet’in bilge abidesi artık yok.
Nur içinde yatsın.
Cumhuriyet’te çalışan arkadaşlarımızın ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun.








“Memura yüzde 3+3 ten fazla verirsek Yunanistan’a döneriz”