EkonomiRSS
Tümü

Yunanistan’ı iflasın eşiğine getiren ekonomik kriz, ülke yönetiminin fena halde aşağılanmasına yol açıyor.
Adaları, Akropolis’i satın!
Sabah erken kalkın, çalışın.
Bir sent bile yardım yok!
PASOK’u iktidara ülkedeki ekonomik kriz getirdi ancak Papandreu hükümeti, 1970’lerin Türkiye’sini çağrıştıracak şekilde ‘enkaz devraldığı’ için halkın tepkisini kontrol edebileceğini düşünüyordu. Üstelik AB desteği vardı!
AB’nin Almanya, Fransa gibi Yunanistan’a her zaman sempatiyle bakan güçlü ekonomileri ‘euro’ bölgesinin selameti ve Avrupa’nın geleceği açısından ülkenin batmasına nasıl olsa izin vermezlerdi. AB olmazsa, IMF’nin kapısı çalınırdı!
Ancak Başbakan Papandreu’nun Merkel’e ziyareti özellikle Alman medyasının tepkileri açısından ‘soğuk duş’ etkisi yaratmış olmalı.
Göstericiler Atina’da ayaklanırken, Bild muhabiri Yunan parlamentosu önündeki meydanda, “Almana acil yardım/Yardım istiyorum” yazısı altında dilencilik yapmış!
Yunan medyası da, “Adaları satın” diyen Almanlara, Naziler döneminde Atina merkez bankasından kaçırılan altınları hatırlatıyorlarmış.
Komşudaki durum elbette üzücü.
Tez zamanda krizden çıkmalarını dileriz.
İsmail Cem sağ olsa yakın dostu Kemal Derviş’i Papandreu’ya yardıma gönderebilirdi.
Yunanistan’da şimdi yaşananlara bakıp, 1980 öncesi Türkiye’yi anımsamamak elde değil.
MC hükümetleri döneminde Türkiye ‘70 sente muhtaç düşmüştü!’
Demirel başbakandı ve koalisyon ortağı Erbakan, karşılıksız para basmaktan yorgun düşmüş hükümeti harcamalar konusunda sıkıştırıyordu. 1965-69 yıllarında yüzde 7 büyüme, yüzde 5 enflasyonla ülkeyi tek başına yönetmiş Süleyman Bey, 1970’lerin devalüasyon/enflasyon sarmalından bunalıp 70 sente muhtaç olduğumuzu ilan etmişti.
Zaten birkaç ay sonra da iktidardan düşecekti!
24 Ocak 1980 kararları alındığında bu kez Avrupa devreye girmişti.
Türkiye’ye yardım için mendil açtılar.
Lüksemburg, ‘1 milyon dolar’ verdi diye kıyamet kopmuştu.
1983’te Özal sonrası artık döviz sorun olmaktan çıktı. İhracat patladı. Bugün Türkiye kriz ortamında bile 100 milyar dolar ihracat yapan bir ülke. Kriz ‘teğet geçmedi’ ancak 1994 ve 2001 şartlarına da sürüklenmedik. IMF’siz atlattık.
Küresel ekonomik kriz, büyümeyi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra görülen en düşük noktaya çekti, işsizlik yüzde 13’ü aştı. Enflasyon şubatta yeniden yüzde 10’ları buldu.
Yunanistan’ın düştüğü duruma bakıp, buna da şükür diyemeyiz!
Türkiye’de siyaset kriz üretmeye devam eder, seçilmişler üzerindeki vesayet, ordu ve yargı üzerinden sürdürülmek istenir ve 1970’lerin özgürlükçü ortamını “Toplumsal gelişme ekonominin önüne geçmiştir” düşüncesiyle kesintiye uğratmaya çalışan, solu ezen Türk-İslam sentezinin önünü açan darbeci zihniyet, demokrasi dışı yollara saparsa birkaç yıla kalmaz komşudaki durumu da ararız.
Üstelik...
Kıbrıs’ı saymazsak, bizde satacak ada da yok!

 

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
Osmanlılar'da devlet işlerinin yönetiminde padişaha tam yetki ile vekalet eden yöneticinin adı neydi?
Markapon
©Copyright 2010