Geçen hafta Vodafone’un davetlisi olarak İstanbul’a gelen, müşteri ilişkileri yönetiminin bir numaralı ismi Don Peppers, şirketlerin “Mobil Gelecekte” neler yapması gerektiği üzerinde durdu. Vodafone Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Gen. Md Yrd. Gökhan Öğüt’ün açılış konuşmasında vurguladığı gibi, mobil teknolojiler kuruluşlara müşterilerini tanıma ve ulaşma konusunda eşsiz fırsatlar sunuyor. Mobil internet, Don Peppers’ın yıllardır anlattığı birebir pazarlama kavramını uygulamak için ideal bir zemin oluşturmuş durumda. Peki şirketler ne yapmalı? Peppers, teknikler, yöntemler, araçlardan çok işin felsefi boyutu üzerinde duruyor ve önce insanların güvenini ve saygısını kazanmak gerektiğini vurguluyor. Özgünlük ve şeffaflık olmadan, sürdürülebilir bir iş modeli yaratılmayacağına dikkat çekiyor.
Mobil gelecekte iş yapmak isteyenler nelere dikkat etmeli
1. Peppers’a göre, pazarlamacılar müşterilerini anlamaya ve onlara kendilerini özel hissettirecek teklif ve hizmetler bulmaya çalışmalı
2. Şirketler belirli bir grup müşteriyle uzun ve kalıcı bir ilişki kurmanın ve onlara birden fazla ürün sunabilmenin yolunu aramalı.
3. Araştırmalar tüketicilerin yüzde 83’ünün dost tavsiyesine güvendiklerini ve karar verirken bu önerileri dikkate aldığını ortaya koyuyor. Tüketicilerin yüzde 57’si tanımadıkları kişilerin tavsiyelerine güvenmeyi seçerken, geleneksel reklamlara güvenenlerin oranı yüzde 14’ü aşamıyor. Bu da sosyal medyada var olmayan şirketlerin gelecekte hareket alanı bulamayacağını ortaya koyuyor.
Bir kulaklıkla civardaki her şeyi dinlemek mümkün olacak
Ünlü pazarlama düşünürü Don Peppers’a göre, yakın bir gelecekte herkes herkesin attığı her adımı bilecek. Cep telefonlarından gelen sinyaller sayesinde kullanıcıların yeri saptanabildiği için, mağazalar yakında olduğunu tespit edebildikleri müşterileriyle irtibata geçecek ve tanıtım mesajı gönderebilecekler. Aynı şekilde, bireyler de, maçta, sinemada, restoranda, AVM’de, kendileriyle aynı anda hangi arkadaşlarının bulunduğunu görebilecekler. Ayrıca, gelişen cihazlarla civarda olan bitenleri kaydetmek kolaylaşacak. Bu bluetooth gibi görünen kulaklıkla örneğin, civardaki tüm konuşmaları dinlemek mümkün olacak.
Bursa Belçika Kralı’nı ağırlamaya hazırlanıyor
Bursa Osmangazi Belediyesi, kentin tarihi bölgesinde dört ayrı noktada yoğun bir çalışma yürütüyor. Tarihi çarşıların üzeri örtülerek, dört mevsim rahatlıkla ziyaret edilebilecek bir ortam yaratılıyor. Kültürel miras ortaya çıktıkça, kent daha da güzelleşiyor. Bunun sonucunda Orta Doğu, Rusya ve Balkan ülkelerinden Bursa’ya gelen turist sayısı hızla artıyor. Öyle ki, geçen yıl oteller yüzde yüz dolunca, Yeni beş yıldızlı otel yapımları da hızlanmış.
Osmanlı başkenti Bursa, Avrupa kraliyetinin de dikkatini çekmiş olsa gerek. 2008 yılında İngiltere Kraliçesi Elizabeth’i ağırlayan kent, şimdi de Belçika Kralı II. Albert’i konuk etmeye hazırlanıyor. Bursa Belediyeler Birliği ve Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’dan aldığım bilgiye göre, geçen hafta Bursa heyetinin Brüksel’de yaptığı tanıtım günlerine büyük destek veren büyükelçiliğimiz, Kralın ziyaret programına Bursa’nın da dahil edilmesi için yoğun bir çalışma yürütüyormuş. Kralları ağırlayan Bursa’nın en büyük eksiği modern bir Osmanlı Tarihi Müzesi’ne sahip olmaması. Kimbilir belki bu ziyaretler öncesinde, Bursa bir büyük atak daha yaparak, dünya çapında bir müzeye imza atar.
Dört farklı reklam yarışması İstanbul’da birleşiyor
7-12 Mart’ta İstanbul iddialı bir projeye ev sahipliği yapacak. “The Cup” olarak adlandırılan Kıtalararası Reklamcılık Kupası bu yıl Türkiye’ye geliyor. Istanbul Intercontinental Advertising Cup (IICAC) T.C. Cumhurbaşkanlığı ve Slovenya Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Marketing Türkiye & MMI organizasyonuyla düzenleniyor. The Cup’ta, Orta ve Doğu Avrupa’nın en büyük reklam yarışması Golden Drum ve diğer bölge yarışmaları; AdFest (Asya Pasifik), FIAP (Latin Amerika) ve Art Directors Club Europe’un kazananları yarışıyor. Bir anlamda en iyilerin en iyilerinin seçilmesine çalışılıyor. Marketing Türkiye Genel Yayın Yön. Günseli Özen Ocakoğlu’nun verdiği bilgiye göre, her yıl 30 binin üzerinde başvuru arasından sadece 38 ajans Gümüş Kupayı evine götürebiliyor. The Cup’ın İstanbul’a gelmesi için büyük uğraş veren Ocakoğlu’nu kutluyorum.








Riskler ne kadar çoksa, önlemlerde de o kadar çeşitlidir. Yeterki çok geç kalınmasın.