Kim veya kimler üzdü bilinmiyor ama, kendi partisi içinden birileri Sayın Babacan’ı üzdüler. Mali Kural’ın uygulamaya konulmasını sağlayacak tasarı TBMM gündemine alınamadı. Halbuki tasarı kanunlaşacak ve 2011 yılının makro dengeleri bu kanuna göre kurulacaktı.
Ülkenin makro dengeleri (1)Kaynaklar-Harcamalar Dengesi, (2) Bütçe Dengesi, (3)Dış Ticaret Dengesi (ithalat-ihracat) ve (4)Ödemeler Dengesidir (döviz).
(Özelleştirme başlamadan önce “KİT (KİT’lerin Gelir-Gider) Dengesi” diye bir başka denge daha vardı.)
Bu dengeler birbiriyle ilişkilidir. Önce ülkenin ne kadar kaynağı olduğu, buna içeriden vergi artırımı yoluyla ve dışarıdan dövizle borçlanılarak ne kadar ekleme yapılabileceği belirlenir. Sonra toplam kaynağın nasıl harcanacağına karar verilir.
Daha sonra bütçenin gelir gider dengesi kurulur. Ardından ithalat ve ihracat tahminine dayalı olarak dış ticaret açığı ortaya çıkar. En sonunda da döviz gelir gider hesabı yapılır.
Bu dengeleri Devlet Planlama Teşkilatı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası birlikte çalışarak oluşturur. Şimdilerde bu işin kaptanlığını Hükümet adına Sayın Babacan yapıyor.
Temel dengeler önemli
Ülkede tüketim ne kadar artacak, yatırımlar ne kadar olacak, memur maaşları artacak mı, artmayacak mı, askere, okula, hastaneye ne kadar para aktarılacak, ekonomi ne kadar büyüyecek, hükümet ne kadar borçlanacak... Bütün bunlar kurulacak dengelere bağlıdır.
Dengelerin bir bölümü bu ülkede yaşayanları ilgilendirir. Bazılarıysa dışarıdakilere ülke ekonomisinin sağlıklı olup olmadığını gösterir.
Dışarıdakiler: (1)Ülkenin bütçe açığının boyutuna bakarlar. Bütçe açığının milli gelire oranı nedir? Çünkü bütçe açığı borçlanılarak kapatılır. Ülkenin borçları artıkça ülke borçlarını ödeyemez hale gelir. (2)Kamu borçlarının boyutuna bakarlar. Kamu borçlarının milli gelire oranı nedir? Ülke faiz dışı fazla vererek borçları ödemeye niyetli mi, yoksa borcu borçla mı döndürüyor.
(3)Ülkenin büyüyüp büyümediğine bakarlar.
Bütün bunlar ise ülkede mali disiplinin ciddiyetle uygulanması halinde gerçekleşebilecek hedeflerdir.
Mali disiplinin sürekli olması, ülkede bu disiplini sağlayacak zorunlu bir düzenin mevcut olmasına bağlıdır. İşte bu zorunlu düzeni oluşturmak için Sayın Babacan, Mali Kural’ı gündeme getirdi.
Mali Kural nedir ?
Sayın Babacan’ın gündeme getirdiği Mali Kural’a göre,
- Kamu açığı (bütçe açığı) milli gelirin (GSYH) yüzde 1’ini geçemeyecek.
- Ülkenin kaynaklar/harcamalar dengeleri, yılda 5 büyüme hedef alınarak kurulacak. Büyüme yüzde 5’in altına düşerse, büyümeyi hızlandırmak için kesenin ağzı açılacak. Büyüme yüzde 5’i aştığında, keseye para konulacak.
- Kamunun hesabı şeffaf olacak.
- Kamu gelir-giderlerinin belirlenen sınır içinde kalması bir kanunla sağlanacak. Hesapları Sayıştay denetleyecek.
Mali Kural ile, Türkiye Cumhuriyeti “ele güne seslenecek” idi. Diyecekti ki, “Ey ahali... Biz kendi kendimizi sınırlıyoruz. Kendi harcamalarımızı kendimiz kontrol ediyoruz. Hesaplarımız, kitaplarımız şeffaf. IMF ile ilişki kesildi diye sanmayınız ki, biz har vurup harman savuracağız, gelirden çok harcama yapacağız. Biz harcamalarımızı gelirimize uyduracağız. Sanmayınız ki IMF hesapları kontrol etmediği için hesabı kitabı saklayacağız. IMF’ye gerek olmadan biz her türlü bilgiyi şeffaf olarak yayımlayacağız. Hem de bu bilgilerin tamamı AB standardında yani AB tanımlarına uygun bilgiler olacak.”
Bütün hazırlıklar tamam idi... Ne yazık ki vuslat kaldı bir başka bahara!
Sayın Babacan “nasıl üzülmesin?” Mali Kural’ı kendi için gündeme getirmedi ki? Acaba Mali Kural’a kim, veya kimler “taş koydu”?








Yeteneksiz Avrupa liderlerinin komik çaresizliği