EkonomiRSS
Tümü
19 Nisan 2010 - 00:37

THY’nin reklam yatırımlarının geri dönüşü ne kadar?

Fatoş Karahasan Markalar trendlerfatos.karahasan@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »



Dünya havacılık sektörünün büyük oyuncuları zor bir dönem geçiriyor. Bir yanda, artan maliyetler, diğer yanda, ucuz bilet üzerine sistem kuran rakipler karşısında, yerleşik markalar zorlanıyorlar. Birleşmeler ve satın almalarla ölçek ekonomisi yaratmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla, pazarlama yatırımlarına da eskisine göre çok daha az kaynak ayırıyorlar.
Sektörün küresel dinamiklerine bakınca, ulusal havayolumuzun yüksek yatırımlarına, şüpheci bir tavırla yaklaşmak  durumunda kalıyorum. Swissair’in yatırımlarını ve hızlı büyümesini  ve yaşadığı mali krizi çok iyi hatırlayan birisi olarak, THY’nin ataklarını bekleyelim, görelim
yaklaşımıyla izliyorum.
THY’nin, Barcelona ve  Manchester United projeleri, marka yönetimi açısından harika işler. Reklamlar da çok güzel. Ancak, günün sonunda, kâr-zarar hesabı yapılacak. Bu kadar açılmaya gücümüz olup olmadığını birkaç yıl içinde anlayacağız.

Noel Baba, mayo giyer denize girer mi?
Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay, Noel Baba’nın kış imajını sevmiyor. Sayın Bakan’a göre, Coca-Cola reklamlarının yarattığı bu algının değişmesi gerek. Anadolu doğumlu Noel Baba’nın, ülkemizin yaz turizmine katkıda bulunması için, daha yazlık bir görünüme bürünmesi arzulanıyor.
Bir dönem, “Turkey” kelimesi, İngilizce Hindi anlamına geliyor diye, “Made in Turkey” yerine “Made in Türkiye” kullanma girişimleri vardı. Hiç bir sonuç alınmadı. Algı değiştirmek zor ve uzun bir süreç. Sayın Bakanım, Noel Baba yerine, emek ve kaynağımızı,  büyük projelere örneğin Kültür Başkenti İstanbul konusuna yönlendirsek diyorum. Açılışta biraz biz çaldık biz dinledik oldu. Yaz gelmek üzere, bu fırsatı iyi kullansak, İstanbul’un kent kültürünü canlandırsak, unutulmaz deneyimler yaşatsak.
Harika olmaz mı?

Anadolumuzun markalarıyla gururlandık, umutlandık

Capital ve Ekonomist 2006’dan beri, çok önemli bir projeye emek veriyor. Finansbank’ın desteğiyle, Anadolu’yu karış karış gezerek, Kobi’lere destek oluyor. Anadolu’daki  markaları araştırıp buluyor, onları ödüllendiriyor.
2010 Anadolu Markaları ödülleri, 15 Nisan gecesi Four Seasons Bosphorus’ta sahiplerini buldu. Geçtiğimiz yıllarda ödüller, “Tarım, Hizmet, Ticaret ve İmalat” olmak üzere 4 kategoride veriliyordu. Bu yıl şirketlerin boyutlarına göre  yeni bir sınıflandırma yapıldı. Ödüller 2 gruba ayrıldı. İlk grupta, cirosu 10 milyon TL’den  düşük olan şirketler yer aldı. Jüri, bu şirketler içinden markalaşma yolunda başarılı bir performans sergileyen ilk 3'ü ödüllendirdi. Büyük şirketler kategorisindeyse, markalaşma konusunda en başarılı öyküye sahip olan 12 şirket ödüllendirildi.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün katıldığı törende, 15 başarı öyküsünü dinledik, ülkemizin geleceği için umutlandık.

Tüm anneler kraliçedir

Arçelik son dönemde, eski yıllardaki sıcak Türk kimliğini yeniden canlandırdı. Çelik biraz yaşlanmıştı. Dönem dönem de kendini tekrar etmek durumunda kalıyordu. Arçelik yüzünü Anadolu’ya dönme kararı verdi anlaşılan ki, yeni reklam filmlerini yerli duygular üzerine kurmaya başladı. Geçen ay, TIR’ıyla Türkiye’yi gezen Arçelikli sürücü gönül telimizi titretmişti. Anneler günü için hazırlanan, “Tüm Anneler Kraliçedir” filminde bu kez, bizleri en zayıf noktamızdan, ana sevgimizden yakalıyor. Anneler günü filmi, sevgi dolu, samimi, sahici, hakiki, aslan gibi bir film. Müzik seçimi, sözler, oyuncular, mekânlar, her şey birbirine uymuş. Kraliçe filmi tekrar tekrar izlenilir başarılı bir çalışma olmuş. 

Sanal ortamda her şey baki!

Geçen hafta, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’in Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener’e yolladığı bir mesaj, manşetlere taşındı. Hakaret davaları gündeme geldi. Aman siz siz olun, internette veya telefonda bir mesaj, yazı, resim, video göndermeden önce kırk kez düşünün. Dünyada 1.8 milyar internet kullanıcısı,
5 milyar cep telefonu var. Herkes birbirine bağlı. Mesajlar bir tık’la, dünyanın her bir yanına gidebiliyor. Sanal evrende hiçbir şey yok olmuyor, aylar, yıllar geçse de, yazılar, resimler bir yerlerde silinmeden duruyor. Bumerang gibi geri dönüyor.


Monik Hanım gibi yüreği asil İstanbullular gerek bize

Büyük kentlerimiz, megapollerimiz var. Ama, kentlilerimiz yok. Biz, yarı feodal yapımızla, kent kültürümüzü yaratamadık. Bu yüzden, sayıları zaten çok az olan İstanbul’un kentsoyluları aramızdan ayrıldıkça, onların yerinin doldurulamayacak olmasına üzülüyorum. Monik Benardete, rengiyle, güler yüzüyle, yardımseverliğiyle hoş bir kentli kadın örneğiydi. İstanbul’un başı sağolsun.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
©Copyright 2010