EkonomiRSS
Tümü
01 Ocak 2012 - 02:30

Ünlü tarihçi Paul Kennedy, yoksullara yemek servisi yapıyor

Son 10 gündür e-postam yeni yıl için iyi dilek mesajlarından geçilmiyor. Mesajlar sağanak misali öylesine yağıyor ki sonunda pes ettim: Cevap vermek bir yana, iş icabı yanıt vermem gerekenleri bile es geçiyorum.
Dün sabah yine umutsuzca yeni e-postaları açmadan göz gezdirirken konu bölümünde Mutlu Yıllar, Happy New Year, Sevgi ve Sağlıklı 2012 yerine aydın nasıl olmalıdır yazıyor.
Merak edip açtım tabii ve 2012’nin ilk günü yazacağım yazı da böylece belirlenmiş oldu. Konuyu gündemime getiren Ersoy Öngün, gazete köşelerinin ve TV ekranlarının kendilerine aydın denilen veya aydın olarak kabul edilen kişilerle dolup taştığından ve bunların neredeyse tamamının, ya ülkenin mevcut gündemine göre görüş belirtmekte ya da geçmiş saplantılara kapılıp kalmakta olduklarından yakınıyor. Ardından da her birine gerçek aydın diye başladığı 5 paragrafta özetle gerçek aydınların bireyin özgürleşmesi ve refahı için düşünmesi ve çalışması gereğine işaret ediyor.
Aşevinde bir tarihçi
Ülkemizin aydın geçinenlerinden, nicedir ben de rahatsızım aslında. İstisnalar var elbette, ama yeni bir yıla adımımızı attığımız ve geçmişin muhasebesini, her günkünden çok daha fazla yaptığımız bugün, neden birkaçımız daha bu istisnalar arasına katılmayalım ki…
Mesela siz Amerika’nın en ünlü tarihçilerinden Prof. Dr. Paul Kennedy’nin, yoksullara günde 1 öğün sıcak yemek veren bir aşevinde, 28 yıldır gönüllü olarak yemek dağıttığını, garsonluk yaptığını biliyor muydunuz? Geçenlerde International Herald Tribune’daki makalesinde, yeri geldiği için yazmış; bizler de böylece öğrenmiş olduk.
Prof. Kennedy, 1980 sonrasında ABD’nin dünyada güç kaybına uğrayacağını ilk söyleyen tarihçi. Uzun yıllardır Yale Üniversitesi’nde kürsüsü var. Kennedy’nin gönüllü çalıştığı bu aşevi de zaten Yale Üniversitesi’nin arka taraflarındaki bir yoksul mahallede.
Muhtaç kişilerin soğuktan korunaklı bir ortamda, bir masa etrafında sıcak ve karın doyurucu tek öğün yemek yiyebildikleri bu aşevine genelde günde 150-200 kişi gelirmiş; ay sonlarına doğru bu sayı, devletin verdiği yemek fişleri bittiği için çocuklarıyla gelen annelerle bir miktar artarmış. Ekim ayının son çarşamba günü ise tam 433 kişi bu aşevinde karnını doyurmak isteyince bitmek tükenmek bilmeyen bir kuyruk ve itiş kakış olmuş. Prof. Kennedy makalesinde, “İlk kez karşılaştığımız bu izdiham nedeniyle mutfağımızdaki sistemimiz çöktü” diye yazdıktan sonra George Orwell’in 1930’larda Londra’daki yoksulluğu anlattığı “The Spike” denemesine gönderme yapıyor.
Orwell’in yoksulları
1930’ların Londrası’nda sadece yoksul, işsiz, çaresiz, kalacak yeri olmayan erkeklere kapılarını açan bir barınma yeri varmış. Erkekler o kadar kötü şartlardaymış ki, içeri girebilmek için çırılçıplak soyunup duş almaları ön koşulmuş. Sonra kendilerine tek tip giyecek verilirmiş. Orwell de yoksulların dünyasına girebilmek için tebdil-i kıyafet edip bir süre o barınakta yoksullarla yaşamış ve ardından da The Spike’ı yazmış.
Kennedy, yazısında bu hatırlatmayı boşa yapmıyor tabii. Orwell’in 80 yıl önce tasvir ettiği yoksulluğun “Aaaa, o günlerde öyleymiş” diye tarih kitaplarında ve romanlarda kalmadığını, ülkelerin o denli zenginleşmesine rağmen bugün hala bir kısım insanların aynı yoksulluk derecesinde yaşadıklarını, kendisinin garsonluk yaptığı aşevi örneğini vererek anlatıyor.
Bugün dünyanın en müthiş ülkesiyiz diye övünen Amerika’da hala yiyecek yemeği, yatacak yeri olmayan bir alt sınıf var Sadece Amerika’da değil, benzer durumdaki diğer kalkınmış ülkelerde de var.
2023’te dünyanın 10. büyük ekonomisi olma hedefini koymuş Türkiye’de de maalesef bol miktarda var…
İsterim ki 2012’de aşevlerinde gönüllü yemek dağıtan ve
bunu 2-3 kereliğine değil,
28 yıl aksatmadan yapan
ünlü tarihçilerimiz,
edebiyatçılarımız da olsun.  

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
©Copyright 2012